üstünden beş gün geçmiş ben bile yeni fark ettim, ortaokulda günlük yazardım. çok uzun seneler yazmaya devam ettim ve günlüğümü ilk yazmaya başladığım günü hiç unutmazdım o zamanlar. kendime bir sözüm var belki bir gün yeniden başlarım diye ama neyse.. neyin üstünden beş gün geçtiğine gelince, blog açılalı bir yıl beş gün olmuş.
zaman ve ben hep ters köşe...
hayal kurmayı seven çoğu insan hissediyor herhalde. dünyaya sanki dünyanın dışından bakıyormuş gibi seyrettiğimizde, bana sıkışık gelen şeylerin bazılarına çok geniş olduğunu görüyorum hayretle. bütün hislerinde coşkuyu yaşayanlar var. daha düzgün anlatacak olursam, mesela bana niye birçok şey önemsiz geliyor anlayamamışımdır. örneğin birşey yapılacaktır, herkes fikrini söyler, hayat için detay birşeydir bu, ya da bana çoğu şey detay geliyor neyse, insanların kendi fikirlerine bu kadar coşkuyla bağlanmasını şaşkınlıkla izlerim. bana çok önemsiz gelir, detaydır çünkü ve salarım bu durumda, karşıdakilerin dediğini yaparım, eğer onlar için önemliyse onların dediği olmalı tabi ki, derim.
bir gün daha bitti...
şiir dizelerini başlık yapıyorum ya son ikidir, sevdim bu işi. bir de içerik yapayım dedim.
-ve sabır olmasaydı yeryüzünde birgün kalınabilir miydi? (ilhami çiçek)
-düştümse eğer sana bakarken düştüm(cahit zarifoğlu)
-freud diye bir şey yoktur(ah muhsin ünlü)
-kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde (ismet özel)
-elde var hüzün(attila ilhan)
bir de ben bu bloga müzik ekleyemiyorum. araştırdım, imeem varmış ama pek içime sinmedi. bir iki de şarkı yazayım, isteyen dinlesin. (isteyene mail atılır.)
-mariza, cavaleiro monge
-emilíana torrini, if you go away
-fuat saka, rap atma serisi-depresif zamanlar için :)
-tolga çandar,elif dedim be dedim-adıma yazılan herşeyi çok severim
1- doğru karar, karar verenin çıkarlarını korur.erdem bir yanlışlıktır. (zannedersem nihat dağlının bir kitabında okumuştum bu sözü ama o da alıntılamıştı bir yerden, kim olduğunu hatırlamıyorum, bilen varsa söyleyebilir.)
2-sorumluluk alma ve doğru insan olma arzumuz ne kadar fazla olursa o oranda yıpranırız. ama biz yine de o arzuyu büyütelim içimizde.
3-insan ne ararsa arasın bir şeyler bulduğunda onu kendine kattığından,her bulduğu kendini tanıma ve anlama yolunda bir adımdır.o yüzden neyi ararsak arayalım bulduğumuzda hem aradığımızı hem kendimizi,bulamadığımızda ise kendimizi bulmuş oluruz.
4-muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır.(Âl-i imrân / 134)
5- henüz vakti gelmedi ama şimdiden kurban bayramımız mübarek olsun.
not : başlık ömer lütfi mete'den..rahmetle..
bazen bir benzer ararsın, sebep olsun diye değil sebepsizliğe kanıt olsun diye, yani herkesin hayatında vardır, bir gün bir yağmur yağar ve herkes ıslanır, durup göğe bakarsın sen, durup göğe bakmak...
sebep var sebepsizlik de var, bütün kavramların, nesnelerin veya başka başka anlamı olan kelimelerin elini uzattığında onu tutup tamamlayacak olan kavramı , nesnesi veya başka başka anlamı olan kelimeleri vardır. sebep ve sebepsizlik gibi...
bizim de vardır inşallah...
not : başlık turgut uyarın şiirinden alınma
1- sevgi ehli bencillikten uzaktır.
2- sen anlat denmedikçe anlatmıyorum, üstelik anlatamamak içimde de yer etmiyor.
3- ama neyi ve nasıl anlatmamak, bu sefer anlam anlam doğurmasın lütfen.
4- anlatmak için anlamak lazım, yeterli değil belki...
5-içinde kendinle paylaştığın şeylerin olması güzel şey yine de.
6- kendinin değil ama başkalarının bencilliğine müsaade edebilirsin çünkü fark etmenin zamanı vardır.
bir keresinde köye gitmiştik, köyde de amcamlarla pikniğe. çocuktum o zaman annemgil yiyecekleri hazırlarken biz de biraz uzakta oyun oynuyorduk. oyun oynadığımız yerin yanında nohut tarlası vardı. ben yeşil nohutu çok fazla severim. gözümüz düşmüştü. amcamın çocukları koparıp koparıp yemişlerdi. ben de sahibinin haberi yok diye tutmuştum kendimi ama çok zor tutmuştum. çok canım çekmişti. sonra oyun vs . bitti ve gitme vakti geldi, tam o ara bir adam geldi yanımıza, babamgille ayak üstü sohbet etmeye başladılar, o gördüğümüz nohut tarlasının sahibi çıktı adam, babam da benim nohutu çok sevdiğimi söyledi, ve adam gidip bana bir sürü , ye ye bitmez derecesinde nohut toplayıp getirmişti, amcamın çocukları da daha önceden doyunca yedikleri için hepsi bana kalmıştı..