sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 15

inziva

1- ramazan huzuruyla birlikte yine geldi. bir de insanlar hayatlarını işlerinden soyutlayabilse..
2- star wars serisi izlendi ve hayıflanıldı , neden daha önce izlenilmemişti diye..
3- güneşli pazartesiler :))(bir film adı aslında ve aşağıda da en can alıcı sahnesinin alıntısı yer almakta.)

- nereye?
- çocuğu yatırmaya.

"karıncayla ağustos böceği"
haydi bakalım.
bir zamanlar, bir karıncayla bir ağustos böceği varmış. karınca çok çalışkanmış ama ağustos böceği tembelin tekiymiş. karınca harıl harıl çalışırken onun bütün yaptığı şarkı söylemek ve uyumakmış.
böyle böyle zaman geçmiş. karınca bütün yaz çalışmış da çalışmış. elinden geldiğince biriktirmiş yiyeceğini ve kış gelince ağustos böceği açlıktan ve soğuktan ölürken karıncanın her şeyi varmış.
şu karınca tam bir piçkurusu.
ağustos böceği karıncanın kapısını çalmış ama karınca ona demiş ki, "ağustos böceği kardeş eğer sen de benim gibi sıkı çalışsaydın böyle aç ve açıkta olmazdın"
ve kapıyı açmadı di mi?
kim yazdı bunu? çünkü mevzunun aslı böyle değil güzelim! bu karınca tam bir yavşak ve spekülasyoncu. ve neden bazılarının ağustos böceği doğduğunu açıklamıyor. çünkü ağustos böceği doğdun mu keyif gıcır demektir. söylemiyor onu tabii.

Pazar, Mart 31

the man from earth(dünyalı)

"inancınızı sarsabilir" iddialı her filmi izleyip, her kitabı okurum. film güzeldi, açıkçası sıkılmadım. lakin şayet saf ve hiçbirşey okumaz biri değilseniz inanç filan sarsmaz rahat olun. velhasıl hikayesinde her şeye rağmen bir sürü boşluk olan film.

--- spoiler ---

temelde alırsak, aslında
isa'nın felsefi öğretisi
ibranice yazılmış bir budizmden farksız

--- spoiler ---

Pazar, Ocak 20

film listesi

izleyip sevdiğim filmlerin -eksik ve kısa olacak olsa da-  bir listesini yapayım dedim ancak sanırım bu liste kitaplar için mümkün olmaz. tavsiye filmler de diyebiliriz.

-aşk ve ölüm, woody allen
-into the wild, sean penn
-solaris, andrey tarkovski
- pan'ın labirenti, guillermo del toro
- milyoner(slumdo millionare), danny boyle
- sihirbaz, neil burger
- charlie'nin çikolata fabrikası, tim burton
- 3 dangalak(3 idiots), rajkumar hirani
- kim'in adası, hae-jun lee
- bab'aziz, nacer khemir
- kış ışığı, ingmar bergman
- dövüş kulübü, david fincher
- forrest gump, robert zemeckis
- donnie darko, richard kelly
- v for vendetta, james mcteigue
- amelie, jean-pierre jeunet
- truman show, peter weir
- zelig, woody allen
- söğüt ağacı, cennetin çocukları, baran, cennetin rengi, mecid mecidi
- arkadaşımın evi nerede, abbas kiyarüstemi
- düşüş, tarsem singh
- mary ve max, adam elliot
- bal, semih kaplanoğlu, (seri ama bunu yazdım)
- buz devri ve yüzüklerin efendisi serilerini atlamak olmaz tabi.

Salı, Ocak 15

se7en

bu kadar çok övüldüğü için ve buna rağmen çok geç izlediğim için bana biraz hayal kırıklığı yaşatan film. evet güzel film ama defalarca izlenesi, her izleyişte ayrı bir tat bulunabilecek filmlerden mi, bu bir soru işareti.

film aslında john doe'ya bir karizma katarak ilerliyor, adam günahkarları günahları üzerinden öldürüyor. ve soğukkanlı. ama sonra bu çizilen karakter profiline uymayan şeyler yaptırıyorlar adama. kurguya iyi başlayıp sonra toparlayamıyorlar aslında ama çaktırmamak için iyi bir son yeterli.

iyi konu, iyi oyuncular eyvallah ama izledim ve tükettim.

Salı, Kasım 13

solaris replikler

tabi ki andrey tarkovski olan..neyse dönelim repliklere ama öncelikle belirtmek isterim ki, aydınlatıcı bir film..hele bazen olayın içine aşırı girip fantastik cennet tasavvurları oluşturabiliyorsunuz..

- gerçeğe karşı vazife önemsenmesi gereken tek şeydir.
- biz, başka dünyalar istemiyoruz, sadece içinde kendimizi görebileceğimiz bir ayna..
- insan kaybedebileceğini sever.
- biz, hayatı onu anlamlandırmak için sorguluyoruz..

aslında daha güzel cümleler vardı ama izlerken not ettiğim bunlarla sınırlı kaldı..

Pazar, Ekim 28

ah müjgan ah

"gözleri dört defa lacivertti müjgan'ın."

Cumartesi, Eylül 29

donnie darko

benim için bir başyapıttır, donnie darko.


- ”bu dünyada yaşayan her canlının yalnız öleceğini” söyledi.
- bu sana ne hissettirdi?
- bana köpeğim colly i hatırlattı. o ben 8 yaşındayken öldü.
verendanın altına sürünerek girmişti..
- ölmek için mi?
- yalnız olmak için..



Cuma, Ağustos 24

zeytin ağaçları altında

abbas kiyarüstemi'nin köker üçlemesini nihayet bitirdim.en ilgimi çeken sahnelerinden biri, filmin okuma yazma bilmeyen aktörü hüseyinin sosyolojik çıkarımı oldu. buyrun burdan izleyin

Çarşamba, Temmuz 25

filmler filmler

bu arada birkaç film izlememe rağmen yazmamıştım. şimdi sıra ona geldi.

3 idiots: ezberci eğitim sistemini yeren, klişelerle dolu olsa da bana çok samimi gelen bir hint filmi. zaten de bilinen bir film. izlemenizi tavsiye ederim.şarkılar, danslar da o biçim üstelik.
elini kabine koy ve tekrarla; all iz well(herşey yolunda)

dil chahta hai: aamir khan hatrına izlediğim bir film, zira romantik komedi türünde. ama tür için gayet güzeldi.

500 days of summer: romantik komedi olmadığına şahitlik ederim.

-spoiler-
.bir sabah uyandığımda biliyordum.
.neyi biliyordun?
.seninleyken asla emin olamadığım şeyi.
-spoiler-

ve yaşam sürüyor: köker üçlemesinde, arkadaşımın evi nerede'den sonra geliyor ve filmde yıkıcı bir depremin ardından köker'e giderek diğer filmin oyuncusunu arayış konu ediliyor. güzel film.


kirazın tadı: yine bir abbas kiyarüstemi filmi. güzel diyaloglar var.

Salı, Haziran 12

shirin

filmdeki olay şu: hüsrev ile şirin'in aşkını sinema perdesinden izleyen şimdi öğrendiğime göre 113 kadın. arada erkekler de var ama onlar arkadan görülüyorlar ancak. ve biz filmi kadınların yüzlerinden izliyoruz.

ve ilginç bir replik:
 - şirin iran'da mı?
- evet efendim.o kasvetli meskende.
- tahtını terkedip iran'a mı geldi?
- hem de rüzgar hızıyla!
- evlendiğimi biliyor mu?
- haberi acı bir gülümsemeyle karşıladı.
- nasıl bir çılgınlıktır bu?
- aşk. aşktır bunun adı.
- ben de onu seviyorum, lakin...
- aşk, erkekleri ısıtır...
...kadınları yakar.

Perşembe, Mayıs 31

micmacs

bu ay pek blogla ilgilenemedim, haftanın yedi gününü üç ayrı yerleşim merkezine bölerek geçirmemin etkisi var mıdır, bence yoktur ama bahane olarak söyleyebilirim yine de.

ama geri geldim çünkü çok güzel bir film izledim.

micmacs

bir de replik paylaşayım:

"-eğer kurşunu cıkarırsam bitkisel hayata girebilir.eğer çıkarmazsam sürekli ölüm tehlikesi ile yaşayacak.
  -ölüm riski ile yaşamak yaşadığının farkında olmadan varlığını sürdürmekten iyidir.
  -bu söylediğin tıptan çok felsefeye yakın."

"beyin cimnastiği: önemli sorular.
12 numara: fıkraları kim yazar?
27 numara: neden haritalarda baktığımız yer hep kıvrılmış yerlere denk gelir?
62 numara: taş bir basamağın aşınaması için üstünden kaç kişi geçmeli?"

Perşembe, Şubat 9

khane-ye doust kodjast (arkadaşımın evi nerede?)

emin'in abbas kierostiami tavsiyesiyle izledim, ilk izlediğim filmiydi ve evet, çok güzeldi.

Çarşamba, Ocak 11

kimssi pyoryugi(Castaway On The Moon)

an itibariyle izlemeye başladığım film. daha başlarındayım ama ilginç bir replik dikkatimi çekti. bu replik bana günümüz insanının sıkışmışlığını hatırlattı. çoğu insan kendi olmaktan dünyevi başarılar için nasıl uzaklaşıyor. işte cevabı :

"biliyorum, kötü bir insanım. ama ya böyle olacaktım ya da hiç. hangisi daha kötü?"

yazmışken filmin konusunu da yazayım, kim adlı bir adam köprüden atlayarak intihar etmek ister. uyandığında kendini nehrin içindeki bir adada bulur. ve olaylar olaylar...

Perşembe, Ocak 5

baran

cennetin rengi ile aslında allah'ın rengi ya neyse, izlemeye başladığım mecid mecidinin filmlerine devam ederken biriyle karşılaştım ki, yine beni mahvetti. doğallığına ve samimiliğine hayranım bu filmlerin. ama en fazla anlattıklarına..

baran'ı mutlaka izleyin derim..

Cuma, Ekim 14

Kulağına fısıldayacağım dansların onları nereye götürdüğünü

Salı, Temmuz 26

aklıma gelmeyecek şeyler

şeyleri ikiye ayıracağım şimdi.
1- benim de aklıma gelmişti denilebilen şeyler : mesela bazen bir cümle okursunuz da, ben hep düşünürdüm de cümleye dökmemiştim, adam benden önce davranmış dersiniz cümlenin sahibine. ve buna benzer şeyler..

2- kırk yıl düşünülse akla gelemeyecek şeyler : kendim için bunu misallerle açıklayabilirim.
a- mr.nobody'nin senaryosunu yazmak.
b- bilgisayarı icat etmek
c- suskunlar (ihsan oktay anar) ve huzur(ahmet hamdi tanpınar)'u yazmak. bir ihtimal kurgu değil ama kesinlikle kurulan cümleler, anlatım yeteneği itibariyle. ama burda dur sayın okur, bunun bir de d'si var.
d- üstteki iki kitabi okurken yer yer sıkılma olasılıgınız yüksek, çünkü bu kadar sanatı kaldıramayabiliyor bünye.

Pazar, Haziran 19

Mary ve Max

"you are my best friend, you are my only friend"
"sen benim en iyi arkadaşımsın, sen benim tek arkadaşımsın."

Bu yazımda bahsedeceğim filmin senarist ve yönetmeni, Adam Elliot. Bir çok başarıulı esere imza atan 1972 doğumlu Avustralyalı yönetmen, 2003 yılında "Harvie Krumpet" adlı kısa filmiyle oscar ödülü kazanmıştı. İlk uzun metraj filmi olan Mary ve Max filmiyle de beş ödül kazandı. Film, komedi ve dram sahneleriyle hafızalarımızda yer eden bir animasyon. Üstelik yönetmeninin belirttiğine göre yaşanmış bir hikayeden esinlenilerek oluşturulmuş. İzlerken insanda bu hikayenin yaşanmış olma olasılığını bilmek bile garip ve umut veren bir tat bırakıyor.

Filmin konusuna gelirsek, iki kahramanımız var; biri 44 yaşında, obez, asperger sendromlu, arkadaşsız bir New Yorklu olan Max (Horowitz); diğeri ise 8 yaşında, alkolik bir anne ve ilgisiz bir babanın çocuğu olan, yine arkadaşsız bir Avustralyalı olan Mary (Dinkle).

Mary'nin çabalarıyla başlayan bir mektup arkadaşlığı anlatılıyor. Filmi izledikçe Max'ın hayatındaki en büyük üç isteğinden birinin gerçekleşmesine dair taşıdığı umudu bütün kalbinizle hissediyorsunuz. Bu istek, gerçek bir arkadaşa sahip olabilmek kadar insani ve sıradan bir istek aslında. Max'ın diğer iki isteği ise bütün nobletlere(tv'de izledikleri bir dizinin oyuncak karakterleri) sahip olmak ve ona hayatı boyunca yetecek kadar çikolata edinmek... İstekleri onun nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu bir nebze anlatmıştır sanırım.

Filmin öyküsü 1970'lerde başlıyor. O günden bugüne değişen bir yalnızlık yok. Yalnızlık dedim çünkü aslında filmin pat diye önümüze koyduğu gerçek bu. İnsanlar olarak yalnızlaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz şartları çok fazla önemsediğimiz, hatta onlara ayak uydurduğumuz ve neden diye sormadığımız için belki de. Ya da filmdeki gibi bazen sadece dış görünüşümüz, bazen de hastalığımızdan dolayı. (Ki aslında bunun sebebi de benimsediğimiz ve insani duygulara uzak olan göz kamaştırıcı yabancı dünyamız.)

Günümüzde tartışılan sanal arkadaşlıklar gözünden bakacak olursak da, film, hiç görmediğin birilerinin bile aradaki sahici sevgiden dolayı senin en iyi arkadaşın olabileceği tarafında duruyor.

Sonuç olarak, konusu, söylediği ya da karakterlerine söylettiği ne olursa olsun, Mary ve Max, sizi, seksen dakikalık gerçekçi bir masal dünyasına doğru yolculuğa çıkarabilen şahane bir film. Yer yer güldüren ama daha çok duygulandıran ve ağlatan bu filmi izlemenizi tavsiye ederim.

http://www.cemaat.com/mary-ve-max

Salı, Mayıs 3

you are my best friend, you are my only friend

insanlığın öyküsünün mekanı cennetken dünya olduğunda, dünyayı imtihan yeri yapan şey tercihlerin dünyası olmasıydı biraz, ama en büyük imtihan muhakkak ki, ayrılıktı. kelebek etkisi denen şeyi inkar etmek zor görünüyor. her şeyin birbiriyle bağlantılı olması ve tercihlerinin önemini bilmek birşey olabilir varlığına anlam yüklemek isteyen insan için. bir de bunun için birinci bakınız : benjamin button'un filminde kate blanchett'ın ayağının kırılması öyküsü. ikinci bakınız ise tavsiye üzerine okuduğum, o.henry'den kader yolları öyküsü. okuyunca hayat ne tuhaf vapurlar filan diyoruz :)

başlık ise izlenmesi şiddetle önerilen mary and max filminin en bilinen repliğidir. hüngür hüngür ağlatmıştır beni.

Pazar, Nisan 3

rang-e khoda spoiler

"350
01:00:15,574 --> 01:00:19,703
Beni kimse sevmiyor.

351
01:00:19,828 --> 01:00:21,872
Ninem bile.

352
01:00:22,998 --> 01:00:28,045
Herkes benden kaçıyor,
çünkü ben körüm.

353
01:00:29,379 --> 01:00:31,673
Görebilseydim...

354
01:00:31,757 --> 01:00:34,718
Diğer çocuklar gibi köy okuluna giderdim...

355
01:00:34,801 --> 01:00:41,433
Ama ben dünyanın öbür tarafında...

356
01:00:42,559 --> 01:00:44,937
körler okuluna gitmek zorundayım.

357
01:00:45,062 --> 01:00:49,942
Öğretmenim Allahın körleri daha çok sevdiğini
söyledi, çünkü onlar göremiyormuş...

358
01:00:50,025 --> 01:00:55,823
Bende eğer öyle olsaydı,
Bizi kör yapmazdı dedim...

359
01:00:55,948 --> 01:00:58,992
Çünkü böyleyken onu göremeyiz dedim.

360
01:00:59,117 --> 01:01:02,287
O da bana,
"Allah görünmezdir."

361
01:01:02,412 --> 01:01:06,500
O heryerdedir.
Onu istersen hissedebilirisin.

362
01:01:08,585 --> 01:01:11,672
Parmaklarınla, onu görebilrisin." dedi

363
01:01:11,797 --> 01:01:17,386
Bende her gün parmaklarımın dokunduğu herşeyde,
heryerde Allahı aradım

364
01:01:17,469 --> 01:01:21,807
Ve ona herşeyi anlattım,
Kalbimdeki sırları bile."

Çarşamba, Aralık 29

bab'aziz

çok geç kaldım ama nihayet izledim. huzur...

"imanı olan kişi asla kaybolmaz, küçük meleğim. huzur içinde olan kişi yolunu kaybetmez."